Değişime Cesaret Etmek Lazım

Ben İskenderun, eşim Eşref ise Kadıköy doğumlu. Çeşitliliklerle ahenk içinde yaşamayı buralarda öğrendik. (Yazı Jan 19, 2024’e aittir.)

Birbirimizle 2005 yılında, Anadolu Grubu’nda çalışırken, tanıştık. İş hayatının belki de en iyi olduğu dönemlerdi.

Rol model alabildiğimiz, bize mentorluk eden liderlerimiz vardı. Halen de çoğuyla görüşürüz ve iletişim halindeyiz.

Kurum kültürü, şirket değerleri de o dönemlerde daha önemliydi. Hatta çok eskiye gitmeyip 2015 yıllarına kadar da önemli olduğunu söyleyebiliriz. Elbette büyük ve köklü şirketleri özenli bir kenarda tutarak yapıyorum bu yorumları…

İş hayatımızda, önemli gördüğümüz şirketlerde, önemli yetkinlikleri de anladık, özümsedik. Karar alma, planlama, değişime önderlik etme ve değişime uyum sağlama gibi. Bu dört yetkinliği özel hayatımızda da önemsiyorum.

2010 yılındaysa evlendik. Ortak hayatımızın ilk zamanlarından bugünlere geldiğimizde hayatımızın son 4–5 yılında farkındalıklarımızın ve stratejik karar alma ritimlerimizin daha da arttığını deneyimledik. Gelecek planlarımıza daha odaklandık. Çünkü bulunduğumuz ülke konjonktürü maalesef bunu gerektiriyor.

‘Güçlenmek’ en önemli konulardan. Madden ve manen güçlenmek gerekiyor. Maalesef ki güçlenmedikçe karar almanız, hayatınıza yön vermeniz de kolay olmuyor.

Konfor alanından çıkmak kolay değil. Ancak; “Daha iyiye gitmek için iyiden vazgeçmekten korkmayın.” – John D. Rockefler

Aynı zamanda hem gündelik hem de iş hayatımızın kararları tam olarak bizlerde değil. İlk yazımda da bahsetmiştim bundan. Üniversite sınavına girer aldığımız puana göre bölüm tercihi yaparız. İş hayatına başlayacağızdır ama en kolay hangi sektörde işe girebileceksek oraya yöneliriz. Eskilerin deyimiyle elimiz en kolay şekilde ekmek tutmalıdır. İşe girmişizdir. Kariyer basamaklarını çıkıp çıkamama şirkete, bağlı bulunulan yöneticilere bağlıdır. Ya da İstanbul’da büyük bir deprem gerçeği vardır. Ancak birden uzaktan çalışmak yerine ofislere çağrılırsınız. Kapital sistem yerinize karar vermiştir. Yerimize verilen kararlar, yönlendirmeler böyle uzar gider.

Değişim de önemli kararları vermek de. Önemli kararları vermek öyle aniden olmaz…

Hayatımızın birçok anında, kendimizce, önemli kararlar aldık. İş değişikliklerine karar vermek, ev almak, araba almak, önemli sorunların, konuların üstesinden gelmek vs vs. Süregelen sağlık rutinlerimizle ilgili dahi karar vermek.

Bu kararları alırken konular bize çok önemli gelmiyor olabilir ama küçüklü, büyüklü kararlar aldıkça aslında antrenman yapıyoruz.

Kararı neden almalıyım, şöyle karar alırsam bunlar, böyle karar alırsam bunlar olabilir ve o, bu, şu sonuçlar olduğunda da şöyle yaparım dediniz mi zehir kanınıza girmiş demektir. Karar alma zehridir bu.

Basit kararları hemen alıp geçeriz. Ancak önemli kararlar almaya başladığımız ilk zamanlar enine boyuna düşünür, tüm riskleri hesaplar ve o ana göre en doğru kararı veririz. Burada da yeterli antrenman yapınca her türlü kararı almak alışkanlığa dönüşür.

Yeter ki karar alın. Sonucu olumlu olsun ya da olmasın. Fark etmez. Sonuçlarını gördükçe cesaret artar.

Kapanışı Jeoloji Mühendisliği eğitimimde bize ilk öğretilen ve anlamı her açıdan derin bir söz ile yapmak istiyorum. Modern jeolojinin babası James Hutton;

‘Şimdiki zaman geçmişin anahtarıdır.’

Sevgiyle kalın…

Scroll to Top